Mercedes TEST SÜRÜŞLERİ

TEST: Mercedes-Benz E220d

Sizi öyle çok eskilere 1950’lerdeki Ponton’lara filan götürmeyeceğim merak etmeyin. E-Serisi’nin yakın geçmişine bir göz atıp hemen karşınızdan duran yeni ve bir önceki nesil E-Serileri’nin arasındaki gelişimi ve farkları inceleyeceğiz.

Yaşı uygun olan herkesin biraz hafızasını zorlayıp 80-90’lı yıllarda caddelerde en çok gördüğü Mercedes modelini hatırlamasını istiyorum… Bu modelin 200 E olduğundan sanıyorum ki hepimiz eminiz. W124 olarak bilinen bu kasanın ardından gelen meşhur yuvarlak farlı W210’da Mercedes tarafında büyük bir değişimin göstergesi olmuştu. Her 7 yılda bir yeni bir E-Serisi’yle bizleri buluşturan Alman üretici, W211 ardından da W212’yle birlikte oldukça başarılı satış rakamlarına ulaştı. W212, 2013 yılında bir makyaj operasyonu geçirdi ve bugünün yepyeni teknolojik E-Serisi’nin yanında duran görünümüyle karşımıza çıktı.

Öncelikle iki otomobile dıştan bakıldığında yeni nesil E-Serisi’nin markanın son dönemdeki sadece tasarım çizgileriyle yaratıldığını görüyoruz. Bir önceki nesle göre çok daha sade ve ağırbaşlı bir havası var. Yandan bakıldığında ise iki otomobil de benzer bir siluete sahipken, yeni nesil E-Serisi’nin omuz çizgisi eski nesle oranla daha yumuşak bir şekilde bagajla birleşiyor. Arka tarafta ise değişim çok daha belirgin ve yenilikçi bir şekilde karşımıza çıkıyor. Özellikle bagaj kapağı ve arka stoplardaki değişim S-Serisi’ni andırıyor. Ve bu tasarıma otomobile kesinlikle daha elegans bir görünüm katıyor.

Tasarımdaki ve alt yapıdaki değişim tabii ki boyutlara da yansıyor. İki nesil arasında öncelikli olarak dingil mesafesinde 65 mm’lik bir büyüme söz konusu. Ayrıca otomobilin boyu da artık 44 mm daha uzun.

Kabine geçtiğimizde ise yeni nesil E-Serisi’nde geleneksel gösterge panelinin yerinde opsiyonel olarak sunulan büyük ve TFT gösterge paneller yer alıyor. Konsolun hemen sağ tarafında eski nesil E-Serisi’nde standart ve düşük çözünürlüklü bir ekran yer alırken, şimdi yüksek çözünürlüklü 12.3 inç’lik bir ekrana yer veriliyor.

Daha sadeleştirilmiş olan konsolda havalandırma girişleri artık yuvarlak bir şekilde konumlandırılıyor. Ayrıca COMAND sayesinde artık tüm multimedya, telefon ve bluetooth gibi öğeler buradan kontrol ediliyor. Bir önceki nesilde kullanılan geleneksel kontrol düğmeleri ise aslında sezgisel açıdan daha çabuk adapte olunan bir yapıda.

İçerde malzeme ve plastik kalitesinin büyük ölçüde arttığını da söylemek mümkün. Özellikle kapı içlerindeki ve konsoldaki his fark edilir düzeyde.

Yazımın başında teknolojik gelişmelerden bahsetmiştim. Eski nesil E-Serisi geleneksel Mercedes özelliklerini taşırken, yeni nesil E-Serisi yenilikçi ve rekabetçi teknolojik gelişmelerle karşımıza çıkıyor.

Bunların başında ise Drive Pilot özelliği geliyor. Otonom sürüşün bir adım öncesi olarak nitelendirilebilecek olan bu sistem, önündeki araçla mesafeyi otomatik olarak koruyor. Ayrıca 210 km/s’ye kadar şeritte kalarak takip de edebiliyor. Sistem direksiyon yardımcısı ve Pre-Safe olarak adlandırılan fren sistemiyle birlikte çalışıyor. Hız sınırlayıcı, kamera veya navigasyon sistemi tarafından algılanan hız sınırlarını Distronic, takip mesafesi kontrol sisteminin hız kontrol sistemine otomatik olarak aktarabiliyor. Aktif fren ise önde daha yavaş ilerleyen, duran veya hareketsiz olan bir araç algıladığında ve sürücü eğer yetersiz fren yaparsa basıncı takviye ediyor. Sürücü tepkisiz kaldığında ise bağımsız olarak müdahale ediyor. 

Mercedes-Benz, E220d’nin kaputu altında 2.0 lt’lik dizel motora yer veriyor. 194 HP güç ve 400 Nm tork üreten bu motor, 9G-TRONIC otomatik şanzımanla gücünü yere aktarıyor. Bu motor son derece ekonomik ve sessiz bir ünite. 

Sürüş anlamında kullandığımız iki otomobilde çok iyi kondisyona sahipti. Özellikle eski E-Serisi yumuşak sürüşü, tok süspansiyonu ve konforlu tepkileriyle bizden tam not almayı başardı. Halen sınıfındaki birçok rakibinden daha sessiz.

Yeni E-Serisi ise yine teknolojik süspansiyon özellikleri ve farklı sürüş modlarıyla eskisine göre çok dinamik. Çok daha sert ve rijit. Otomobil inanılmaz sessiz ve yüksek hızlarda rüzgar sesi de otomobilde çok düşük seviyelerde hissediliyor. 

Mercedes E-Serisi sedan ülkemizde ayrıca E300 benzinli ve dört tekerlekten çekişli 4MATIC seçenekleriyle de tercih edilebiliyor. 

Yazı: Ahmet Armağan, Fotoğraflar: Alp Emre Göksel

Diğer Yazılar

Mercedes X-Serisi: 258 beygirlik gücüyle V6 motorlu versiyon kendini gösterdi

Ahmet Armağan

Mercedes’in Bentayga’ya cevabı Maybach ile gelebilir

Hızlı babaların yeni gözdesi: Mercedes-AMG E63 4MATIC+ Estate