İngiltere’de yıllar süren zorlu bir hukuki mücadelenin ardından Dieselgate 2.0 davası, otomobil üreticilerinin lehine sonuçlandı. Yüksek Mahkeme’nin verdiği emsal niteliğindeki kararla birlikte 1,6 milyon sürücü, toplamda yaklaşık 6 milyar sterline ulaşabilecek devasa bir tazminattan mahrum kaldı. Davacıların üreticilerin kendilerini bilinçli olarak yanılttığını ispat edememesi, bu tarihi yargılama sürecini otomobil şirketleri açısından büyük bir zaferle noktaladı.
Dava Ne Hakkındaydı ve Süreç Nasıl İlerledi?
Pan-NOx Emisyonları Grup Davası olarak bilinen ve kamuoyunda Dieselgate 2.0 adıyla anılan bu hukuki süreç, Mercedes-Benz, Ford, Nissan ve Peugeot-Citroen gibi otomotiv devlerini doğrudan hedef alıyordu. Stellantis çatısı altında faaliyet gösteren Peugeot-Citroen de dahil olmak üzere bu büyük markalar, yıllarca süren yargılama boyunca ciddi bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Davanın merkezinde ise termal pencere adı verilen bir yazılım uygulaması yer alıyordu.
Termal pencere yazılımı, teknik olarak motor içindeki yoğuşmayı önlemek ve motoru aşırı sıcaklık ile soğuğa karşı korumak amacıyla tasarlanmış bir emisyon kontrol stratejisidir. Ancak davacılar, bu yazılımın dizel araçların resmi emisyon testlerini gerçek performanslarından çok daha iyi sonuçlarla geçmelerini sağlayan bir hile aracına dönüştürüldüğünü ileri sürdü. Tüketiciler, kendilerine temiz dizel araç olarak sunulan bu otomobillerin gerçek dünya koşullarında ve normal sürüş şartlarında açıklanan değerlerin çok üzerinde nitrojen oksit yaydığını öne sürdü. Bu durum, araçların sahte bir çevre dostu imajıyla pazarlandığı anlamına geliyordu ve davacılar kendilerinin bu yanlış beyan nedeniyle yanıltıldığını savundu.
Mahkeme süreci kapsamında 2012-2017 yılları arasında üretilmiş 20 örnek araç tek tek incelendi. Uzun soluklu bu teknik incelemenin ardından Yüksek Mahkeme, mevcut deliller ışığında üreticilere yöneltilen iddiaların büyük bölümünü reddetti ve dava üreticiler lehine sonuçlandı.
Mahkeme Ne Dedi, Karar Nasıl Şekillendi?
Davayı yürüten Yüksek Mahkeme Yargıcı Lady Justice Cockerill, her emisyon kontrol stratejisinin otomatik olarak bir hile cihazı sayılamayacağının altını kalınca çizdi. Mahkemeye göre bir yazılımın motor kalibrasyonunu değiştirmesi ya da emisyon kontrol parametrelerini ayarlaması, tek başına onu yasadışı kılan bir unsur değildir. Motor performansını olası hasarlara karşı korumaya yönelik ayarlamalar, mevcut tanım çerçevesinde yasadışı bir uygulama olarak değerlendirilemez. Üstelik mahkeme, emisyon düzenlemelerine uyum zorunluluğunun yalnızca belirlenen resmi test döngüleri süresince geçerli olduğuna da hükmetti. Bu hukuki yorumlar, üreticilerin savunma argümanlarını büyük ölçüde doğrular nitelikte oldu.
Ancak karar tamamen tek yönlü değildi. Mahkeme bazı istisnai durumları da kayıt altına aldı. Bazı eski Mercedes-Benz modellerinde tespit edilen soğutma suyu sıcaklığı eşik ayarı ile belirli Peugeot-Citroen araçlarında bulunan split-injection yazılımı, hile cihazı niteliği taşıyabilecek uygulamalar olarak ayrıca değerlendirildi. Mahkeme ayrıca farklı bir hile cihazı tanımı benimsenseydi çok daha fazla yazılım uygulamasının yasadışı kapsamına girebileceğine de dikkat çekti; bu tespit, tartışmanın tamamen bitmediğini gözler önüne sermektedir. Kararın öne çıkan başlıca noktaları şöyle sıralanabilir:
- 1,6 milyon İngiliz sürücü tazminat hakkını kaybetti.
- Potansiyel tazminat havuzu 6 milyar sterlin olarak tahmin ediliyordu.
- Mahkeme, incelenen araçlarda öne sürülen iddiaların büyük çoğunluğunu reddetti.
- Mercedes-Benz ve Peugeot-Citroen modellerinde sınırlı sayıda ihlal tespit edildi.
- Ekim 2025’te bu ihlallerin sonuçlarını belirlemek için yeni bir duruşma planlanıyor.
Üreticilerin Tepkisi ve Sürecin Bundan Sonrası
Mercedes-Benz, mahkeme kararını genel olarak memnuniyetle karşıladığını kamuoyuyla paylaştı. Ancak Alman marka, soğutma suyu sıcaklığı eşiğine ilişkin mahkeme tespitine açıkça itiraz etti. Şirket, söz konusu yazılım özelliğinin 2015 yılında gerçekleştirilen bir yazılım güncellemesiyle zaten düzeltildiğini vurgulayarak emisyon kontrol yazılımının hem teknik hem de hukuki açıdan savunulabilir olduğunu bir kez daha dile getirdi. Mercedes-Benz ayrıca temyiz başvurusu dahil tüm hukuki seçenekleri aktif biçimde değerlendirdiğini de açıkladı; bu durum sürecin henüz tamamen kapanmadığına işaret ediyor.
Nitekim dava hukuki olarak tam anlamıyla sonlanmış değil. Mahkeme, Mercedes-Benz ve Peugeot-Citroen ile ilgili sınırlı ihlal tespitlerinin hukuki sonuçlarını ve bu ihlallerden etkilenen sürücülere tazminat ödenip ödenmeyeceğini Ekim 2025’te yapılacak ayrı bir duruşmayla ele almayı planlamaktadır. Bu gelişme, söz konusu ihlallerden doğrudan etkilendiği düşünülen az sayıda sürücü için belirli bir umut kapısını açık bırakmaktadır.
Dieselgate 2.0 davası, ilk Dieselgate skandalının Avrupa otomotiv sektöründe yarattığı derin güven bunalımının bir yansımasıydı. Tüketici hakları savunucuları açısından hayal kırıklığı yaratan bu karar, otomobil üreticileri için ise kritik bir emsal oluşturdu. Emisyon standartları ve yazılım tabanlı motor yönetim sistemlerine ilişkin tartışmaların önümüzdeki yıllarda da gündemde kalmaya devam edeceği görülüyor.






