Fransa’nın güneyindeki küçük bir kasabada, otomobil tutkunlarının hayal bile edemeyeceği bir hazine gizleniyor. Henri Fradet adlı Fransız bir meraklı, tam 40 yıl boyunca sabırla ve kararlılıkla 120’yi aşkın orijinal Citroën modelini bir araya getirerek CitroMuseum koleksiyonu adıyla anılan eşsiz bir müze kurdu. Castellane kasabasında kapılarını açan bu koleksiyon, Citroën’in kendi bünyesinde işlettiği Paris’teki Conservatoire müzesine bile ciddi bir rakip olarak gösteriliyor.

Bir Tutkun 40 Yıllık Birikimi: CitroMuseum Nasıl Doğdu?
Henri Fradet’nin bu serüveni, 1979 yılında 5000 km’nin biraz üzerinde gösterge okumasına sahip bir 1959 model 2CV AZLP’yi satın almasıyla başladı. Fradet, o zamanlar yalnızca güzel bir araç edindiğini düşünüyordu; ancak bu satın alma, ileride yaratacağı müzenin tohumlarını attı. Aracı yaklaşık 13.000 km olduğunda kullanmayı bırakıp koruma altına alan Fradet, düşük kilometreli ve özgün haliyle korunmuş Citroën modellerine olan ilgisinin giderek arttığını fark etti.

Bugün müzenin tamamında bu anlayış hâkim: Fradet, restore edilmemiş, az kullanılmış ve mümkün olduğunca fabrikadan çıktığı haliyle kalmış örnekleri tercih ediyor. Bu araçları bulmak için Fransa’nın dört bir yanını dolaştı, garajlara girdi, eski sahiplerle uzun yıllar süren müzakereler yürüttü. Nitekim 1954 model bir 2CV A için dört yıl boyunca sahibiyle iletişim kurdu; araç, yalnızca 7300 km’de ve kapı panellerinde fabrika çıkışı koruyucu kahverengi kâğıtlar hâlâ yerinde olacak şekilde koleksiyona katıldı. Müzenin ruhunu en iyi özetleyen de bu kararlılık ve sabırdır.

Müzenin Kalbi: Üç Bölüme Yayılan Olağanüstü Sergi
CitroMuseum, birbirinden farklı üç ana bölüme ayrılmış durumda. Her bölüm, araçların yanı sıra Citroën’in araştırma ve geliştirme departmanından orijinal belgeler, minyatür model arabalar ve dönemin bayii tabelaları gibi nostaljik materyalleri de barındırıyor. Fradet, araçları bir depoya park edip bırakmak yerine her köşeyi yaşayan bir zaman kapsülüne dönüştürmüş.
- Birinci Bölüm – Traction Avant ve DS/ID: 1934’te piyasaya çıkan ve üretimi 1957’ye kadar süren Traction Avant ile ikonik DS ve ID modellerini kapsıyor. Koleksiyonun en değerli parçası olan siyah 1955 model DS, şasi numarası 32 taşıyarak üretilen ilk DS’lerin 14.’si ve günümüze ulaşan en eski seri üretim örneği olma özelliğini koruyor.
- İkinci Bölüm – 2CV Evreni: Üretildiği dönemde değersiz sayılan ve büyük çoğunluğu hurdaya ayrılan 2CV ile tüm türevlerine ayrılmış. Yalnızca 726 km gösteren bir 2CV, 21 km’de kalan başka bir örnek ve az miktarda üretilen 2CV6 CT gibi nadir modeller bu bölümde yer alıyor.
- Üçüncü Bölüm – 1970’ler ve 1990’lar Arası: GS, GSA, Ami Super, Mehari, HY Van, Citroën SM ve klasik statüsüne ulaşmakta olan AX ile Xantia gibi modellerin orijinal ve az kullanılmış örneklerini barındırıyor.
Bu bölümler arasında özellikle dikkat çeken bazı araçlar var. Yalnızca 267 adet üretilen ve Ami 8 şasisi üzerine tek rotorlu Wankel motor ile hidrodinamik süspansiyon gibi devrimci teknolojiler barındıran M35 modeli, Fradet’nin koleksiyonunda iki örnekle temsil ediliyor. Maserati ortaklığıyla üretilen ve 1970’lerin en gelişmiş otomobilleri arasında gösterilen Citroën SM ise müzenin gurur kaynaklarından biri.

Tarihin Duraklatıldığı Anlar: En Dikkat Çekici Örnekler
CitroMuseum’daki her araç, kendine özgü bir hikâye taşıyor. 1966 model DS kabriyoleti, ünlü karoseri ustası Henri Chapron tarafından Citroën’in onayladığı planlar doğrultusunda üretilen 1365 araçtan biri; Paris’te satılan bu örnek 147.000 km yapmış ve yaklaşık 30 yıl önce kısmen restore edilmiş, dolayısıyla müzedeki az sayıdaki yüzde yüz orijinal olmayan araçlardan biri konumunda. Öte yandan yeni Citroën bayiisinde teşhir aracı olarak kullanılan ve 1955 yılına ait DS, o dönemde tamamen el yapımı üretilmiş 175 araçtan biri; ilk 13 araç büyük olasılıkla çoktan hurdaya ayrılmış, bu yüzden şasi numarası 32 olan örnek bugün inanılmaz bir tarihi öneme sahip.

1990’da üretiminin durduğu açıklanan 2CV için iki kardeşin sıfır araç alıp yıllarca kapalı garajda saklaması ya da emekli bir postacının sadece birkaç aylık kullanımın ardından 1412 km’de bir kenara çektiği Ami 8 gibi hikâyeler, müzeyi bir araç parkından çok toplumsal bellek arşivine dönüştürüyor. Fradet’nin kendi deyimiyle: koleksiyonun asıl amacı, bu araçların hayatta kaldığı hikâyeyi anlatmak.





